Uluslararası ArGe – Nedenleri, Sorunlar
Arge’de uluslar arası işbirliğinde AB ülkeleri önde, Japonya çoğu alanda öncü olmasına rağmen ABD firmalarının hassas konularda Japon firmalarla ArGe işbiliği yapmaktan çekindikleri bildiriliyor.
Amerikan firmalarını ArGe’de uluslararası işbirliğine iten faktörler:
1-ABD’nin bazı anahtar teknoloji alanlarında öncü olmadığının farkına varılması 2-Daha geniş yerli ve uluslar arası pazarlarda yer edinme kaygısı. 3-Ev sahibi ülkenin teknoloji transferi ve yerel ArGe için zorlaması 4-ArGe maliyet ve risklerini paylaşma arzusu, olarak sıralanıyor.
Uluslar arası ortak ArGe girşimlerde ortaua çıkan sorunlar ve tuzaklar şöyle sıralanıyor:
1-Bilgi paylaşımındaki riskler; Ortak girşimin ArGe çalışmaları mevcut ürünlere rakip ürün yaratabilir. Girişim başarısız olup dağılırsa arada aktarılan bilgiler aktarılmış olur. Geleceğin rakibinin eğitilmesi riski söz konusu olabiliyor. Uçak ve motor sanayinde ABD – Japonya işbirliği buna örnek olarak sayılabilir.
2-Kontrol ve ürün tasarım meseleleri: Bireysel, kurumsal ve kültürel faktörler ürün geliştirme ve kontrolde sorun yaratabilir. Avrupa’da 2004 yılında sona eren Ford – Fiat ilişkisinin bozulmasına neden olan faktör bu. Fransız uçak üreticisi Dassault, Fransa için avantajlar içeren uçak tasarımı konusunda diğer 4 ülkedeki ortakları ikna edemeyince süreçten çekildi.
3-Potansiyel ortaklar arasındaki uyumu göz önüne almadan girişilecek ortaklıklar başarısızlıkla sonuçlanabilir. Farklılıklar, risk anlayışında, şirket büyüklüğünde, finansal kaynaklarda, teknik deneyimde ortaya çıkabilir.
4-Ana şirketin diğer birimleriyle bütünleşme ve iletişim: Ortak girişimler , genellikle yüksek düzeyde otonomi ile başarılı oluyor. Ama, iki yönlü iletişim ile ana şirketlerin amaç hedefleriyle uyum sağlanamazsa farklı yollara sapılablir. İletişimdeki yetersizlik, kaynakların kötü kullanımına yol açablir. Aynı iş veya proje farklı birimlerde birden fazla kez gerçekleştirilebilir.
5-Anti tekel mevzuatı ve patent koruması: Hukuki engeller ve gecikmeler ve ArGe konusunda uluslarası ortak girişim kurulmasını engelleyebilir. ArGe dekteklenmekle beraber işbirliği imalat ve satışa kaydığı anda rekabet kuralları devreye girebilir. Ayrıca, ev sahibi ülkedeki yetersiz patent koruması da işbirliğini engelleyebilir.
ArGe çalışmalarında yaratıclık ve motivasyon özellikleri ülkelere göre farklılıllar göstermektedir. Bu duruma güzel bir örnek kimya firması Rhone-Poulene S.A’nın (Neff, 1995) Kuzey Amerika’da oluşturduğu uluslar arası araştırma takımıdır. Bu takımda Amerikan ve Fransız araştırma cıları farklı özellikler göstermektedir. Amerikalılar daha pragmatik, kullanışlı ürünler üretmeye yönelik, çok pazara konsantre olmuş şekilde çalışmaktadırlar. Franszılar ise bilim ve teknik problemlerini çözmeye yönelik ve pazarı daha az dikkate alarak çalışmnalarını sürdürmüşlerdir.
Farklı kültürlerden gelmiş insanların hayata bakış açıları farklı olduğu gibi ArGe çalışmalarındaki tutumları da geniş bir perspektife ulaşabilmeki problemlere farklı bakış açılarıyla bakabilmek ve bilgi akışını hızlandırmak, farklı teknolojilere ulaşabilmek için, değişik kültürlerden ve ülkelerden araştırmacılardan oluşan global bir araştırma takımı kurulmalıdır.
Bu nedenle yurt dışı yatırımların miktarı artmaktadır.
Birçok büyük şirket diğer ülkelerin yaratıcılıklarını kullanmaya çalışmaktadırlar. Bu firmalar yabancılar tarafından geliştirilen teknolojileri kendi ülkelerine getirmekte yada bu ülkelerde ArGe merkezleri kurmaktadırlar. Burada asıl problem bu merkezleri nerelerde kurulacağı ve nasıl bir politika ile yönetileceğidir. Eğer firmalar sadece teknolojiyi kendi ülkelerine transfer edip, o ülkenin ekonomisine fayda sağlamazlarsa memnuniyetsizlikle karşılanmaktadırlar. En iyi çözüm teknolojiyi uluslar arası düzeyde takip edip yapmanın değişik yolları var: 1- İzlemek ve incelemek: Gazete ve dergiler, patent raporları, ilgili kişilerle görüşmeler aracılığıyla gelişmelerden haberdar olunabilir. Ayrıca firmalar uluslar arası platformda çalışabilecek ArGe elemanlarını bünyelerine dahil etmelidirler.
2- Akademik ve Araştırma Organizasyonları ile bağlantılar: Genelde uluslararası ArGe çalışmaları bulunan şirketler; profesörler ve araştırma görevlileri ile ortak çalışmalar yürütürler. Örneğin İngiltere’deki bir araştırma enstitüsü bir Alman farmakoloji şirketi için metabolizma deneyleri gerçekleştirmektedir. Bazı kurumlarda Battle Memorial Enstitüsü, İllinois Teknik Araştırma Enstitüsü gibi kuruluşları şirketleri hesabına araştırma yapmaları için organize etmektedirler.
3- Şirketin Tanınmışlığını Artıran Programlar: Tanınmanın en iyi yolları. Ticaret fuarlarına katılmak, şirket ürünlerini ve buluşlarını tanıtan broşürler dağıtmak, teknoloji konusunda deneyimli uzmanlarla çalışmak ve bilgisayarlar aracılığı ile müşterilerle bağ kurmaktır.
4- Ortak Araştırma Projeleri: Bazı uluslar arası kuruluşlar ilişkilerini arttırmak, masrafları ve riski bölüşmek için birbirleri ile ortak projeler yürütürler.
5- Buluş Kapasitesi Yüksek Olan Şirketlerle Birleşmek: Şirketler genelde farklı sektörlerle ve pazarlara girmek, ya da birleşeceği şirketin teknolojisi ile kendini geliştirmek için bu yolu seçebilirler.
6- Lisanslar: Firmalar lisanslar aracılığı ile teknoloji transferi yapabilir, yada kendi buluşlarını lisansla başka bir firmanın buluş veya bilgisi ile değiştirebilir.
Yurt Dışında ArGe Yatırımları
1980’li yılların başında uluslar arası şirketler ArGe merkezlerinin mutlaka anavatanlarında bulunması gerektiği fikrinden uzaklaşmaya başladılar. Bu durumun sebepleri:
1- Uluslar arası alanda artan rekabet 2- Ürünlerin hızla değişmesi ve ihtiyaçlara kısa sürede cevap verebilme gerekliliği 3- ArGe çalışmalarının ürünlere değer katması 4- Birçok hükümetin yabancı yatırımcıları çekmek için önerdiği ArGe teşvikleri 5- Geleneksel olarak gelişmiş kabul edilmeyen ülkelerin birçoğunda da mevcut olan eğitimli iş gücü ve yaratıcı beyin gücü.
Bir şirketin yurtdışında sahip olduğu ArGe laboratuarları ve yöneticiler için şirketlerini uluslar arası hale getirmenin ve yabancı buluşları, teknolojileri yakından izleyerek diğer ülkelerdeki beyin gücünü kullanmanın en iyi yoludur. Laboratuvarlar genelde şirketin ürünlerini satabileceği yerlerde kurulur ve anavatanındaki laboratuarlarla diğer ülkeler arasındaki bilgi akışını sağlar.
Bazı şirketler ise buluşlarını garanti altına almak için ArGe laboratuvarılarını sadece kendi ülkelerinde kurmaktadırlar. Bunlar sadece yerli pazara hitap eden şirketlerdir. Bu tür şürketler kimi zaman yurt dışındaki ArGe laboratuarları ile anlaşma yaparak bu ülkelerdeki bilgi ve teknoloji akışını izlerler.
Ululararası kaynakların yerleştirilmesinde ana etken pazardır. Çünkü yeni ürün geliştirmenin en kolay yolu kullanıcıya yakın olmaktır. Eğer araştırma müşteriden çok uzak bir yerde gerçekleşirse, ürünün pazarda başarılı olabilmesi için gerekli olan birtakım temel öğeler gözden kaçabilir. Pazarın ve araştırmacıların ihtiyaçlarına göre yurt dışı ArGe yatırımları birkaç ülkede yoğunlaşmıştır. Özellikle Amerikan şirketleri ArGe merkezlerini gelişmiş ülkelerde kurmayı tercih etmektedirler.
Bu ülkelerin başında İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Brezilya, Japonya, Hollanda, Avustralya, İtalya ve Meksika gelmektedir. Avrupalı şirketlerde ArGe merkezlerini endüstriyel ülkelerde kurmaktadırlar. Avrupalıların tercihleri ise Amerika, Hindistan, Brezilya, İspanya, İngiltere, Avustralya, Almanya ve İtalya üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yurt dışında başarılı bir ArGe merkezi kurmak için kuşkusuz iyi bir planlama ortamında çalışmak, yurt dışındaki merkez ile anavatandaki merkez arasında dengeyi kuracak bir organizasyon ve iyi bir koordinasyon gereklidir.
Herbert (1989), 1988 itibariyle ABD’nde ArGe yapan Japon firma sayısı 100 ü aştığını bildiriyor. 1986’ da Japon – Amerikan ortak ArGe girişim sayısı 399, 1989’un ilk altı ayında bu sayı 359. Japonların ABD’ndeki imalat tesisleri sayısı 1988’de 550 iken bu sayı 1989’da 837’ye çıkmış. Japon firmalar imalatı tüm şirketin tamamlayıcı parçası olarak görüyor ve sürekli iyileştirmeye odaklanıyor. Bu ise ürün ve süreç ArGe’sini vazgeçilmez kılıyor. Japon firmaları maliyet liderliğinden kalite liderliğine geçtikten sonra teknoloji liderliğine geçmek istiyorlar.
Japon firmalarının ulaştıkları Amerikan teknolojilerini daha hızlı geliştirmeleri ve ürüne dönüştürmeleri ABD – Japonya arasındaki bilgi akışına ve Japon firmaların ABD’ndeki ArGe faaliyetlerine dikkatleri çekiyor. Bir F16 uçağını almaktan 3 misli pahalı olmasına rağmen Japonya’nın FSX savaş uçağını geliştirmesini irdeliyor. Tüm Japon firmaları kendi stratejik planlarının gerçekleştirilmesinde canlı bir endüstriyel altyapının farkında olması ve bunu desteklemesi önemli.
Japon firmaları Japonya’daki merkezlerinde yürüttükleri ArGe faaliyetlerinin yanı sıra şunlarıda gerçekleştiriyor: 1- Yurtdışındaki şirketlerinde ArGe, 2- Lider akademik kuruluşlara verilen ArGe desteği, 3- Diğer şirketlerin yürüttüğü, teknik açıdan umut vadeden, fakat finansal belirsizlikler içeren ArGe projelerinin desteklenmesi, 4- Yurt içinde ve yurtdışında oluşturdukları bilimsel ve teknik veri tabanları ile bilgiye ulaşım, 5- Ana firmaya bilgi ve teknoloji transferi, 6- Ortak girişimler ile yan sanayi firmalarına seçilmiş teknolojilerin transferi.
Kaynak: G.Tanya Özbey Hasan Varol
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğrencileri, 1998-1999
|