21.yüzyılın hemen başında hızla küreselleşen dünya ekonomisinde ArGe çalışmalarına yatırım yapmak bir rekabet üstünlüğü olarak görülmektedir. 1960^dan bu yana geçen 40 yıl içinde bir çok kuruluş kendi ArGe bölümlerini oluşturmuştur. Ancak 70’li yıllarda yaşanan ArGe’nin altın çağı devri kapanmıştır ve kuruluşlar ArGe bölümlerinden, kuruma olan katkılarını göstermelerini ısrarla istemektedirler.
ArGe çalışmaları kuruluşların diğer etkinlikleriyle kıyaslandığında farklılıklar gösterdiği kesin. Araştırma, motivasyon ve tatminle desteklenen sürekli bir buluş etkinliğine ihtiyaç duyar. Doğal olarak ArGe süreçlerinin sistematik tanımlanması diğer bir bakış açısını gerektirir ve bu yapılırken araştırma etkinliğinin değişken yapısı göz önünde bulundurulmalıdır. Araştırma etkinliğinin sistematik sınıflandırılmasında gözlenen zorluk, araştırma performansının ölçülmesine de yansımaktadır. Mevcut kaynakçada üstünde durulan ArGe etkinliğini ölçme metotları sistematik bir sınıflandırmayı çok zor kılacak biçimde özelleştiğini görüyoruz. AKYN’nın “yönetimde mükemmellik” modelinin ArGe alanına uyarlanmasıyla geliştirilen 9 ana başlık alytında 100 sorudan oluşan anket özel şirket ve üniversite laboratuarlarına uygulanmasının sonuçlarını okuyucularla paylaşacağız. Anket sorularının bilinen istatistiki yöntemlerle analizi, örnek uygulama sayısı öz olduğu için yapılmamıştır.
Performans Ölçümü ve Kalite
Kalite terimi ArGe için kullanıldığında bakış açısına göre değişen anlamlar kazanabilir. Kısmi perspektifler birbirleriyle çelişebilen sonuçlar ortaya koymaktadırlar. Şöyle ki “müşteri istekleri”, “çalışanların istekleri” ve “paydaşların istekleri” arasında bir orta yol bulma gereksinimi oluşabilmektedir. Ancak bütünsel yaklaşımlar bu güçlükleri yenebilecek ve araştırma performansı yüksek, iyileşmiş süreçler ve koşulara sahip bir ArGe’nin yolunu açacaktır.
Taylor ve Pearson (1994) 1990’lı yılların başlarında ArGe yöneticilerinin de dış ve iç baskılar nedeniyle kalite yönetimiyle ilgilnmeye başladıklarını bildiriyor:
1- Dış baskılar: şirketin genelinin toplam kalite yönetimi anlayışını benimsemesi tüm birimlere yansıyor.
2- İç baskılar: ArGe’nin etkinliğini arttırmak ihtiyacının ortaya çıkışı.
ArGe’de kalite yaklaşımının daha önce ortaya çıkmayışıda, ,malat sanayine odaklı kantitatif TKY metodlarının ArGe’ye transferinin zor çok olacağı tartışmaları ile açıklanıyor. TKY’nin getirdiği “kullanıma uygunluk”,”istenenlere uygunluk”,”ilk seferde doğru” gibi prensiplerin de “ArGe ürünleri” nde uygulanamayacağı tartışmaları sonrasında bazı ArGe yöneticileri , “ArGe verimliliği, “ArGe yenilikçiliği”,”ArGe ekip etkinliği” gibi ölçütler zorlama da olsa geliştirdi. Bu değişkenlerin gerçekten ArGe’de kalitenin göstergesi olmadıkları tartışmaları ise sürdü.
Geleneksel ArGe performans ölçüm sistemlerinin başarısızlığının iki ana sebebi vardır. Birinci sebep içsel ölçme gereğinden fazla önem verilmesidir. ArGe performansını ölçen bir çok sistem yoğun olarak süreç içi ölçme ve geri bildirime dayanmaktadır. Tüm ArGe laboratuarları değişik aşamalarda süreçleri gözden geçirmek, kaliteyi garantilemek, bütçe ve plana uygunluğu gözetmek için kendi sistemlerine aç çok sahiptir. Bu konuda yapılacak içsel ölçüm ve geri bildirim elbette değerlidir, ancak ArGe performans ölçümünün sırf bu kriterlere dayanması tehlikeli olabilir. İkinci sebep, süreç ve etkinliklere olan gereğinden fazla ilgidir. Bildiri hazırlama, veri toplama, rapor hazırlama, bulgu yayınlama ArGe biriminde çalışan bireylerin etkinliklerine birkaç örnektir.Bunların ikincil sonuçlarını ölçmek , sırf bu etkinliklerin sayıca çokluğunu öğrenmek kadar kolay olmadığından bir çok kurum kolay yolu izler ver bu ölçümle yetinir. Bu ölçümün daha kolay olduğu ne kadar doğru ise ArGe birimi ve çalışanlarının gerçek performanslarını göstermede başarısız kalabileceği de o kadar doğrudur.
Kalite yaklaşımları bu yanlı ölçüm tekniklerini reddeder ve araştırma etkinliğinin çok boyutlu bir perspektiften değerlendirilmesini önerir. Bu değerlendirmeler, çalışanlardan ve liderden geri bildirimi, sayısal üretim büyüklüklerini, ve Pazar payı artışı maliyet düşüşü gibi ikincil sonuçları da içermelidir. İş ilişkileri de ölçüm esnasında dikkate alınmalı, ,ç ve dış paydaşlarla toplantılar ve ArGe çalışanlarının hareket imkanları da değerlendirilmelidir. Kuruluşta bir toplam kalite bakış açısı etkin olduğunda ArGe bölümünün diğer şirket birimleriyle eşgüdüm halinde olması da bulunması arzulanan bir unsurdur. Bu katkı sağlayan tüm birimlerin uyumlu biçimde bir stratejik plana dahil edilmesini de olanaklı kılar. Araştırma ve geliştirme süreçleri çoğu zaman tekrarsızdır. Bundan dolayı, üretim alanında uygulanan istatiksel metotlar çoğu zaman uygulanabilir değildir. Bu metotların ArGe performans ölçümüne aktarılması, araştırmacıların çoğu zaman kendi limitlerinin farkında olmalarından ötürü bir iyileştirme sonunda ancak gerçekleşebilir. ArGe’nin ürünleri çoğu zaman ölçülmesi güç olan yeni bilgi ve ürün tasarımlarıdır. Üretim alanında uygulanan istatiksel metotlar bizim alanımız için desteklenip değiştirilerek kullanılmalıdır. Sektöre ve mali yapıya göre bir taba belirleme gerçekleştirilmezse, araştırma alanındaki sayısal ölçümler anlamsız kalacaklardır. Tüm bunlar düşünüldüğünde akla gelen, etkin bir toplam kalite yaklaşımını kullanıp ArGe için gerekli değişiklikleri yapmak ve hazırlanan modelin farklı ArGe bölümleri için geniş bir uygulanabilirliğe sahip olmasına çalışmak olacaktır.
Model
Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı’nın (AKYV – European Foundation for Quality Management) geliştirdiği modeli çıktıları kısmen soyut olabilen ArGe bölümlerinin çalışmalarını ölçmede ve bir toplam kalite yaklaşımıyla hareket etmekte yardımcı olacaktır. AKYV modeli değişik sektörlere ve kurumlara uygulanabilir bir yapıda olmasıyla tanınır. Modelin girdiler ve sonuçlar bölümleri geniş tanımlara sahiptir. E bu tanımlar ArGe için uygulanacak bir modele geçmeden önce dikkatle gözden geçirilmelidir. Bütün alt başlıkların da yeniden gözden geçirilmesi ve tüm tanımların ArGe bölümlerine uygun düşecek biçimde yapılması da önemlidir. AKYV mükememellilik modelini referans alarak hazırladığımız model. ArGe bölümünün kendisinden beklenen sonuçları ne derece karşıladığını ölçmektedir. ArGe performans ölçümü hakkında bulunan bilimsel literatürden en yüksek düzeyde faydalanılmış, bu alandaki gelişmeler ve gereklilikler AKYV modelinin kriterleri içine yerleştirlimiştir. Ölçüm modelinin temel özelliklerinden birisi normatif olmasıdır. Sorgulanan bütün kriter ve hedeflere ArGe bölümleri tarafından ulaşılmaya çalışılmalıdır. Bu kriterler:
-Liderlik -Politika ve Strateji -Çalışanların Yönetimi -İşbirlikleri ve Kaynaklar -Süreçler -Müşterilerle İlgili Sonuçlar -Çalışanlarla İlgili Sonuçlar -Toplumla İlgili Sonuçlar -Temel Performans Sonuçları
Liderlik
Yenilik ve buluşların ortaya çıkışında en önemli etken, iyi, eğitimli bilgili ve yetenekli çalışanların iyi bir yönetici tarafından idare edilmesidir. Öyleyse başarılı ve etkili bir ArGe bölümü yaratmak için, etkili bir liderlik şarttır.
ArGe bölümü yöneticisinin sahip olması gereken önemli şartlardan biri, yöneticinin ana firma ve onun parçası olan ArGe bölümünün uzun dönemli hedeflerini özümsemiş olmasıdır. Bu perspektife sahip yönetici ise ArGe bölümünün misyon, vizyon tanımlarının oluşmasında ve gerçekleşmesinde etkin rol oynamalıdır. Misyon ve vizyon kavramları tanımlanmamış bir organizasyonda tahmin edileceği gibi organizasyonun varoluş amacı gelecek hedefleri belirsiz bir durumdadır, kuruluşun yönü belirsizdir. Böyle bir durumda ortak amaç ve birlik yaratmaya organizasyonun başarısına büyük darbe vurur.
Politika ve Strateji
ArGe bölümünün gerçekleştirmesi gereken en önemli işlerden biri bölümün politika ve stratejilerini oluşturmak ve uygulamaktır. Stratejik planlar yapmak ve uygulamak, başarılı olmak için şarttır. Politika ve stratejiler, bir vizyon oluşturmak, uzun dönemli hedefleri belirlemek, bu hedefleri başarmak için hareket planı oluşturmak için ortaya konan üzerinde düşünülmüş çalışmalardır.
Çalışanların Yönetimi
Başarılı ArGe bölümünün oluşumuna birçok faktör etki eder. Bizce en önemli faktör çalışanların sahip olduğu potansiyeldir. Araştırma, diğer şirket etkinliklerinden bir çok boyutta ayrılır. En belirgin fark, buluşa dayalı etkinliğe adanan zamandır. Buluş ancak değerli kaynaklara ulaşabilen parlak zekaların ürünü olabilir. Çalışanların yönetimi için insan kaynakları çok önemlidir. Parlak zekaları bir araya getirmek, bölüm için belirlenecek iyi kotarılmış bir insan kaynakları politikası sonucunda olabilir.
İşbirlikleri ve Kaynaklar
ArGe bölümlerini genellikle işbirliği yaptığı kuruluşlar diğer ArGe bölümleri, üniversiteler, araştırma enstitüleri, sanayi, hükümet, ve danışmanlık şirketleridir. Dış ortaklıklar ve ortak çalışmalar. ArGe araştırmacılarına bilimsel dünya ile haberleşme, tecrübe ve bilgi alış verişi, yüksek seviyeli bilimsel çalışmalara katılma olanakları sağlar. Bu ortaklıkları teknoloji imkanların elde edilip veri ve bilgilerin gelişimine de faydalı olabilir. Bir ArGe bölümü için doğru olan, ona daha geniş imkan ve kabiliyetler sağlayan ortaklılar, işbirlikleri ve kaynaklar kurmasıdır.
Süreçler
ArGe de bir iş sürecini tanımlamadaki tek bir işi anlatmaktan ibaret olabilir ve bütünsel bir iş sürecini içermeyebilir. Bunun sebebi ArGe de bütünsel iş süreçlerinin geçtiği bir çok işlevsel aşama olmasıdır. Önemli olan iş sürecinin tümel bir yaklaşımla tanımlanması ve müşteriler için değer oluşturan bir ürün ortaya koyup koymadığının dikkatli analiz edilmesidir.
Müşterilerle İlgili Sonuçlar
Müşteriler bir kurumun ürün ve çıktılarını kullanan kişilerdir. ArGe bölümü yeni ürünler geliştiriyorsa, bu ürünü kullanacak kişiler; bilgi üretiyor bilimsel makaleler yayınlıyorsa, bu yayınları okuyacak ve faydalanacak kişiler ArGe bölümünün müşterileri sayılabilir.
Çalışanlarla İlgili Sonuçlar
Kurumu, çalışanların etkin biçimde iş görecekleri bir yapıyla donattıktan sonra, kurduğumuz politikanın çalışıp çalışmadığını, kendini kurumun ve tolumun amaçlarına uyumlu gören çalışanlar ortaya çıkarıp çıkarmadığını gözlemlememiz gerekir. ArGe çalışanları çok iyi motive edilmelidir. ArGe lideri, kurumdaki amaçlar hakkında açık şekilde bilgi sahibi olmalı ve bunları benzer ve uyumlu kılmak için uğraş vermelidir. Çalışanlar, birinci sınıf bir iş ortaya çıkardıklarında, aynı değerde bir iş yapan şirket elemanı kadar ödeme yapılacaklarından emin olmalıdırlar.
Toplumla İlgili Sonuçlar
ArGe bölümünün faaliyetleri ülkedeki insanlar veya bütün dünya için faydalar içerebilir. Bilimdeki gelişme ve yenilikler mali kazançlar dışında toplumsal faydalar da içerir. ArGe bölümü ve çalışanları bunun farkında olarak toplumsal sorumluluklarının bilincinde olmalıdırlar. Bölüm bulunduğu çevredeki toplumun ( vatandaşlar, bölüm dışı çalışanlar, firma dışı çalışanlar) eğitimi için gönüllü faaliyetlerde bulunmalıdırlar.
Temel Performans Sonuçları
ArGe bölümünün bugünün hızla gelişen ekonomisinde, bir rekabet avantajı sağladığı doğrudur. Bu böyle iken, ölçüm işi bir sanat olarak kalmaya devam etmektedir ve hala bir araştırma kurumunun gerçek performansını ölçmek ve tüm boyutlarını göz önünde bulundurmak için yapılması gereken pek çok şey vardır. ArGe bölümünün performansını ölçmek için ortaya konacak bir model, kanıt teşkil edebilecek ne kadar unsur varsa toplamalıdır. Bu yolu takip eden çalışmalar, ölçümü yapanlara sektörlerde kıyas(benchmarking) yoluna gitmeye ve değişik araştırma kurumları için model üretebilmeye olanak tanıyacaktır.
Kaynak: Yiğit Gürdal Serdar Sözübek
|