Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner,sağlık sektörünün, yenilikçi ürün ile teknoloji geliştirme ve uygulamada bir atılım potansiyelini harekete geçirebilecek kapasiteye sahip olduğuna dikkati çekerek, ''İlaç, tıbbi teknoloji ve e-Sağlık alanlarında mevzuat, altyapı ve uygulama bakımından gerekli adımları atmalıyız'' dedi.
Boyner, ''Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinde Sağlıkta İnovasyon'' raporu tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, raporun, Türkiye'de sağlık sektöründe inovasyon ortamının, dünyadaki ve AB ülkelerindeki uygulamalar ışığında geliştirilmesine yönelik öneriler içerdiğini söyledi.
Bir ülkede refah ve yaşam standartlarının, üretkenliğin artırılması ile buna bağlı olarak rekabet gücünün artmasıyla yükseleceğini ifade eden Boyner, bilimsel bilginin, pazar değeri taşıyan ürünlere dönüştürülmesi olarak tanımlanabilen inovasyonun, üretkenliği artıran ve fark yaratan en önemli unsurlardan biri olduğunu kaydetti.
Yenilikçi ürün ve hizmetlerin üretimi, piyasaya ulaştırılması ve kullanımının ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurduğunu belirten Boyner, büyümeyi destekleyici ve krizlerden çıkmayı kolaylaştırıcı etkileri nedeniyle, ekonomik koşulların ağırlaştığı dönemlerde dahi inovasyona yönelik yatırım ve teşviklerin sürdürülmesi gerektiğinin, artık dünyada kabul edilen bir gerçek olduğuna dikkati çekti.
Toplumsal refahı yakından ilgilendiren inovasyonun, sağlık sektörü açısından kritik önem taşıdığını ifade eden Boyner, inovasyonun nihai kullanıcısının, sağlık sisteminin odağında yer alan insan olduğunu söyledi.
Boyner, teknolojik ilerlemelerin insan hayatı ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkiye sahip olduğunu belirterek, yenilikçi ürün ve hizmetlerin teşhis ve tedavi imkanlarını geliştirerek bireyin ve toplumun sağlık seviyesini yükseltirken, ileride karşılaşılabilecek maliyetlerin önlenmesini de sağlayabileceğini ve uzun dönemde sağlık sisteminde verimliliği artırabileceğini belirtti. ''İHRACAT POTANSİYELİNİ ARTIRIR'' İnovasyonun geliştirildiği ülke ve firmaya rekabet avantajı getirip ihracat potansiyelini de artıracağına işaret eden Boyner, şöyle devam etti:
''Teknoloji ve bilgi yoğunluğu nedeniyle, sağlık sektörünün Ar-Ge ve inovasyon kapasitesi, ilişkide olduğu diğer sektörlere de yayılarak sonuçta ekonomik gelişime de katkı sağlar.
Bu çerçevede araştırmamız, Türkiye'nin önünde sağlık sektöründe inovasyon açısından önemli fırsatların mevcut olduğunu gösteriyor. Ülkemiz, artan sağlık hizmeti talebi, coğrafi açıdan dünya pazarlarına yakınlığı ve teknolojik altyapısı bakımından, sağlıkta yenilikçi ürün ve hizmetler için önemli bir talep kaynağı.'' ''İZLENEN POLİTİKALAR İNOVASYONUN GELİŞMESİNDE ÖNEMLİ'' TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, ancak inovasyonun kendiliğinden gelişen bir süreç olmadığını, izlenen politikaların inovasyonun gelişmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.
Kamunun düzenleyici ve denetleyici rolü ile aldığı kararların, sağlık sektöründe inovasyonun temel belirleyicileri olan Ar-Ge, yatırım ve üretim kararlarını şekillendirdiğini kaydeden Boyner, ilgili mevzuatın inovasyon sürecini teşvik edecek biçimde düzenlenmesinin, kamu ile özel sektörün işlevsel bir ilişki ve işbirliği içinde olmasının, hem inovasyon kapasitesinin artırılması hem de teşvik edilmesine yönelik politikaların başarısını artıracağını belirtti.
Boyner, Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfus içindeki payının 2000 yılında yüzde 5,6 iken, bu oranın 2050 yılında yaklaşık yüzde 17,3 olmasının beklendiğini, ayrıca Türkiye'deki hastalık yapısının 2020 yılında Avrupa ülkeleriyle benzeşeceğini, 2002'de yüzde 66 olan kronik hastalık yükünün 2020'de yüzde 80'e çıkacağının tahmin edildiğini bildirdi. Boyner, nüfusbilim verileri dikkate alınarak geleceğe yönelik planlamalar yapılması ve hizmet sunumunda teknolojiye dayalı yeniliklerin ön planda olmasının, özellikle ''kronik hastalık yönetimi, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik ve hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesine etkileri'' bakımından önem taşıdığını vurguladı. VERİMLİLİĞİN ARTMASI ANA GAYE'' Sağlık sektörünün, yenilikçi ürün ve teknoloji geliştirme ve uygulamada, bir atılım potansiyelini harekete geçirebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Boyner, şunları söyledi:
''Bu kapasite, sağlıkta son yıllarda hız kazanan reform projeleri dolayısıyla da belirli bir dinamizm içinde. Bu hareketliliğin yeni ürün ve hizmetlere, daha yüksek bir ivmeyle dönüştürülmesi gerekiyor.
Bunun için ilaç, tıbbi teknoloji ve e-Sağlık alanlarında mevzuat, altyapı ve uygulama bakımından gerekli adımları atmalıyız. Sektörde şeffaflık, öngörülebilirlik, paydaşlar arası işbirliği, AB düzenlemeleri referansı, teknoloji-inovasyon destek mekanizmaları ve yetkin insan gücü, inovasyon ortamını geliştirecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak sistemde verimliliğin artması ve insanlarımızın yaşam kalitesinin yükselmesi ana gayedir.'' RAPOR
''Türkiye'nin AB'ye Üyelik Sürecinde Sağlıkta İnovasyon'' raporu, TÜSİAD Sağlık Çalışma Grubunun girişimi ile Brüksel'de yerleşik Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi tarafından yürütülen ''sağlıkta inovasyon'' araştırması sonucunda hazırlandı.
Raporda, inovasyonun sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği artırdığı, sağlık sektöründe sürdürülebilir büyümüye katkıda bulunduğu belirtildi.
Türkiye'nin önünde sağlık sektöründe yaratacağı ürün ve hizmetlere ilişkin önemli fırsatların mevcut olduğuna dikkat çekilen raporda, hükümet politikalarının sağlık sektöründe inovasyonun belirleyicilerini harekete geçirdiği ifade edildi.
İlaç sektöründe inovasyon faaliyetleri ile jenerik ilaç üretimi sürecinin ihtiyaçları doğrultusunda desteklenmesi gerektiği belirtilen raporda, sektörde ulusal pazarın kurumsallaşmasının tamamlanması, ruhsatlandırma sürecinin kolaylaştırılması ve süresinin kısaltılması, yenilikçi ilaçlara ilişkin kararların şeffaf ve hızlı biçimde alınması gerektiği kaydedildi.
www.patronlardunyasi.com |